Sanat Eserlerini Plastik Açıdan Çözümleme

Sanat Eserlerini Plastik Açıdan Çözümleme

Sanat Eserlerini Plastik Açıdan Çözümleme olarak;  Sanatçılar Doğaya Benzeyen Veya Güzel Şeyler Yapma Niyetinde Değillerdi. Dindaşlarına Kutsal Tarihin İçerik Ve Bildirgesini İletmek İstiyorlardı.

Erken Orta Çağ Avrupa Sanatı

Erken Orta Çağ; Göçler, İşgaller, Savaşlar, Çalkantılarla Dolu Ve İnsanların Karanlıklara Gömülü Olduğu, Öte Yandan Bugünkü Durumlarıyla Avrupa Uluslarının Doğuşunu Belirleyen Bir Çağ Olmuştur.

Erken Orta Çağ Sanatının Oluşumuna Helen-Latin Kültürü Kadar Kuzey Kavimlerinin De Katkısı Olmuştur. Bu Dönemin Sanatı, Putperestlik İnançlarından İzler Taşımakla Birlikte Aslında Tümüyle Hıristiyanlığın Hizmetindedir.

“Mısırlılar Çoğunlukla Varolduğunu Bildikleri Şeyi; Yunanlılar İse Gördükleri Şeyi Çizmişlerdi. Orta Çağlı Sanatçı Duyduğu Şeyi Yapıtına Anlatmasını Öğrenmiştir”.

Bu Dönemde Bütün Sanatın, Dine Hizmet Ettiği Sanılmasın. Orta Çağ’da Sadece Kiliseler Yapılmadı, Şatolarda Yapıldı. İlk Orta Çağ Sanatından Söz Ederken Dinsel Yönünün Ağırlıklı Olmasının Nedeni Kiliselerin Korunmuş; Fakat Şatoların Yerle Bir Edilmiş Olmasıdır.

Orta Çağ Avrupa Sanatı

Çağın İnsanları Savaşlar Ve Saldırılardan Korunmak İçin Pencereleri Küçük, Süslemeleri Yok Denecek Kadar Az Olan Geniş Ve Soğuk Duvarları Bulunan Yeryüzü Kiliseleri Ve Şatoları İnşa Ettiler.

Normanların İngiltere’ Ye Beraberlerinde Yeni Mimari Üslubu Getirmesi Ve Bu Üslubun Yeniden Biçimlenmesiyle Avrupa’ Da Yeni Canlanma Dönemi Başlayacaktır. Bu Dönemin İsmi Roman Sanatı Dönemi Olarak Adlandırılacaktır. Bu Dönemde Sanata Dinin Egemen Olduğunu Ve Sanatın Koruyuculuğunu Kiliselerin Yaptığını Söyleyebiliriz.

Roman Kiliseleri Heykellerle Süslenmesine Fransa’ Da Başlandı. Roman Heykelleri Klasik Yapıtlar Gibi Doğal Ve Zarif Değildir, Ama Özellikle Kütlesel Görkemlilikleriyle Yapının Büyüklüklerine Çok Güzel Uyarlar.

Klisesinin Önyüzü. 1180 Dolayları

İsa’yı, Dört İncil Yazarının Kutsal Kitaptan Alınmış Simgelerle Çevrili Olarak Şân İçinde Görürüz. Aziz Markos İçin Aslan, Aziz Matta İçin Melek, Aziz Lucas İçin Öküz, Aziz Yahya İçin Kartal. Eski Ahit’te Hezekiel’in Görüntüsünde Tanrının Tahtı, Sırasıyla; İnsan, Aslan, Öküz Ve Kartal Başları İle Çevrili Betimlenmektedir.

Arles Heykellerinin Katı Ve Törensel Yerleştirimini 12. Yy. Minyatürlü El Yazmalarında Görürüz.

Meryem’e Müjde Öyküsünü Katı Ve Devinimsiz Bir Biçimde, Mısır Kabartması Gibi Betimlemektedir. Meryem’i, Karşıdan Şaşkınlık İçindeymiş Gibi Ellerini Kaldırırken Görüyoruz. Kutsal Ruhu Simgeleyen Güvercin İse Yukarıdan Meryem’ İn Üstüne İniyor. Melek, Nerdeyse Yandan Gösterilmiş; Sağ Eli Orta Çağ Sanatında Konuşma Davranışı Anlamına Gelen Bir Biçimde Uzanmış. Bu Sayfaya Bakarak Gerçek Bir Sahnenin Canlı Görsel Anlatımını Beklersek, Düş Kırıklığına Uğrayabiliriz. Ama Sanatçının Doğal Konulara Öykünmekten Çok, Meryem’e Müjde Gizinin Tüm Geleneksel Simgelerini Bir Araya Getirme Endişesinde Olduğunu Bir Kez Daha Anımsayarak İşte O Zaman, Onun Bize Hiç De Vermek Niyetinde Olmadığı Şeyin Yokluğunu Duymayız.

Gotik Sanatı (12. Yy)

Gotik Denildiğinde İlk Akla Gelen, Sivri Çatı Ve Kuleleriyle Göğe Doğru Yükselen, Dev Boyutlu Katedral Yapılarıdır. Bu Özellikleriyle Katedraller, İnsanlar Tarafından Yapılmış Değilde Tanrı Tarafından Gökyüzünden İndirilmiş Gibi Durur. Yeryüzüne Ait Değillerdir.

Bir Roman Kilisesinden Çıkıp, Bir Gotik Katedraline Girildiğinde Aradaki Büyük Fark Hemen Anlaşılır. Gotik Katedraller De Daha Geniş Nefler, Daha Işıklı Bir Ortam Ve Kendini Yukarılara Çeken Daha Hafif Bir Mekan İle Karşılaşılır. Gotik Mimarisinin Bu Başarısı İki Yeni Buluşa Dayanır. Birincisi Sivri Kemerlere Dayanan Kaburgalı Tonoz Sistemidir. İkincisi İse Yapıyı Dıştan Destekleyen Payanda Kemerlerinin Kullanılmış Olmasıdır.

Gotik Sanatçıları Kalıplaşmış Örnekleri Kopya Etmek Ve Kendi Amaçlarına Uydurmakla Yetinmeyip Kutsal Anlatımlara Saygıda Kusur Etmeksizin, Biçimleri Daha Coşturucu Ve Daha Canlı Kılmışlardır.

Heykel Sanatı, Gotik Döneminde De Mimariyle Bağlantısını Sürdürmüştür. Bu Bağlantı Özellikle Cephe Dekorasyonunda Dikkati Çeker. Katedralin Bir Parçası Durumundaki Bu Heykellerin, Yapının Yüksekliğine Uygun Olarak Normalden Daha Uzun Yapıldıkları Görülür. Bunlar Donmuş Gibi Dimdik Duran Figürlerdir. Heykel Sanatındaki Bu Donmuşluk, 13. Yüzyıl Ortalarında Yumuşamaya, Aziz Figürleri Bol Giysileri İçinde Kımıldamaya, Donuk Yüzlü Melekler Gülümsemeye Başlarlar.

Çalışan Her Usta Her Figüre Yaşam Soluğu Üflemiştir. Sanki Hareket Ediyorlar, Ululukla Birbirlerine Bakıyorlar, Kıvrımların Altında Bir Vücut Bulunduğunu Söylemek İster Gibi Sanki.

Gotik’ İn Son Döneminin Resim Sanatında Da Katı Kalıpların Gevşediğini, Şematik Anlatımların Yerini Doğalcı Betimlere Bırakmaya Başladığını Görürüz. Ama Hem Heykelde Hem De Resim Sanatında Doğal Görünümü Ön Plana Alan Örnekler Ancak Rönesans Döneminde Ortaya Çıkar.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir